Kendini Unutanlar

Önce, kendimizi kısaca tanıyalım. Biz kimiz? İnsan deyince akla ne gelir? Aslımızı, değerimizi, kâinat içindeki yerimizi ve görevimizi hatırlayalım ki, neyi unuttuğumuzu fark edelim.
İnsan, maddî ve manevî iki yöne sahiptir. Maddî yönü beden, manevî yönü ruhtur. Buna insanın zâhiri ve bâtını da denir. İnsanın zâhirî kısmı toprak, hava, su ve ateş unsurlarının terkibiyle oluşmuştur. Bedenin et, kemik, ilik, sinir, kan ve diğer dokuları bu kısma dahildir. Maddî âleme dünya âlemi, halk âlemi, müşahede âlemi, sebepler âlemi, var oluş ve yok oluş (kevn ü fesad) âlemi, cismânî âlem gibi adlar da verilir.

İnsanın manevî ve bâtınî yönü ise, melekût âlemine ait latif cevherlerden oluşur. Ruh, kalp, akıl, sır ve diğer latifeler bu kısma dahildir. Bu âleme emir âlemi, melekût âlemi, gayb âlemi, hakikat âlemi, sırlar âlemi, mana âlemi, ulvî âlem, ruhânî âlem ve nurânî âlem de denir. Ahiret de bu kısma dahildir.

İnsan, ruhuyla melekût âlemine, bedeniyle madde âlemine aittir. Bir yönüyle ulvî, diğer yönüyle süflîdir. Ruhu nur, bedeni karanlıktır. Ruhu, “ahsen-i takvim” üzere en güzel halde, en yüce mertebede, en yüksek kabiliyette yaratılmıştır. Bedeni ise temiz olmayan bir damla sudan oluşmuştur. İnsan ruhu ile Yüce Allah’a, bedeni ile anne babaya nisbet edilir.

İnsandaki güzellik ve ayrıcalık

Yüce Allah, insanın bedenine ve malına değil, ruhuna yani manasına, hakikatine, kalbine nazar eder ve kıymet verir. İnsanın kalbini muhatap alır, ona hitap eder; ondan idrak, ilim, ihlâs, aşk ve edep ister.

İnsan, kalbindeki himmetiyle, niyet ve azmiyle ölçülür. Herkesin değeri, gönlündeki derdi, sevgisi, beklentisi ve hedefi kadardır.

İnsan madde âleminde misafirdir, onun asıl vatanı ahirettir.

Yazar: Support

Bir Cevap Yazın